Yüksek verim almaya dayalı bodur meyvecilik, Türkiye’ye Avrupa’nın meyve ambarı olmayı vaat ediyor. Klasik üretime oranla 4 kata varan bir verim avantajı sunan yöntem, bugüne kadar fidan üreten firmaları kendi bodur bahçelerini kurmaya yöneltti. Alara’dan sonra Frutaş da 1 milyon dolar yatırımla bodur meyveciliğe başladı.
Türkiye’nin eşsiz bir iklimi var. Bereketli topraklarında hemen her ürün yetiştirilebiliyor. Rüzgar doğru yönden esiyorsa ve yeterince su varsa, verim Avrupa’nın bile üstüne çıkabilir. Bu nedenle, Türkiye’nin "Avrupa’nın meyve bahçesi olabileceği" görüşü gün geçtikçe daha çok taraftar topluyor. Ama bu temenninin gerçek olabilmesi için, sadece Tanrı vergisi avantajlara sığınmak yeterli değil. İşin içine profesyonel üretim teknikleri girmedikçe, iklim ve toprak yüksek verim için tek başına yeterli değil.
Tarım uzmanlarına göre, Türkiye’nin kaliteli meyve üretimini artırmak için öncelikle bodur fidan kullanımını yaygınlaştırmak gerekiyor. Türkiye’de meyve veren yaklaşık 165 milyon ağaç bulunuyor. Ancak bunların yaklaşık yüzde 90-95’i klasik meyve ağacı. Yıllık meyve üretimi yaklaşık 11 milyon tonla sınırlı. Bodur meyveciliğin gelişimiyle birlikte üretimde de hızlı bir artış gerçekleşeceği belirtiliyor. Nitekim bodur ağaçlarda meyve verimi klasik ağaçların 4 katına kadar çıkıyor. Bu, üretim maliyetlerinin de aşağı çekilmesi anlamına geliyor. Zaten bodur meyveciliğin temel amacı da bu: Daha küçük bir alanda yüksek verim elde etmek. Bir dönümden klasik yöntemle ortalama 2.5 ton elma alınabiliyor. Bodur elma ağacı ise 7-8 tona kadar ürün veriyor. Klasik yöntemle üretilen elmanın kilo başına maliyeti 25 Ykr iken, bu rakam bodur bahçede 14 Ykr’ye geriliyor. Bodur meyveciliğin bir diğer artısı, ağaçların 1 yıl gibi kısa sürede ürün vermesi. Klasik meyve ağaçlarından ürün alabilmek için ise 4-5 yıl beklenmesi gerekiyor.
Bodur meyveciliğin sunduğu bu fırsatları gören fidan üreticileri, şimdi kendi bahçelerini kurma ve aradaki verim farkını ihracat atağına dönüştürme hedefinde. Bu üretici firmalardan biri de Alara Tarım. Türkiye bu firmayı kiraz ve siyah incirdeki ihracat rekorlarıyla tanıyor. Alara Tarım’ın 2005 ihracat rakamı 35 milyon doları aşıyor. Bugüne kadar sözleşmeli üretim yapan Alara Tarım, 2.5 yıl önce kendi meyve bahçesini kurmaya yöneldi. Türkiye’nin farklı bölgelerinde 6 bin dönüm üzerine kurulu bahçelerde, Avrupa’nın tercih ettiği Japon eriği, Trabzon hurması, nar gibi yeni ve anaç çeşitler üretiliyor.
Alara Tarım’ın sahibi Yavuz Taner, sunduğu avantajlara karşın Türkiye’de bodur meyveciliğin kısır gelişimini sermaye sahiplerinin bu alanı yeni keşfetmesine ve yatırım konusu olarak görmemesine bağlıyor. Kendi bahçesini kurma nedenini ise "Avrupa’nın talep ettiği miktarda ürünü tedarik edebilmek için kendi bahçemizi kurduk. Böylece Türkiye’de ürün çeşitliğini de artırmayı hedefliyoruz" sözleriyle açıklıyor.
Fidan üretimindeki birikimini meyve üretimine taşıyan bir diğer firma dünyanın en önemli meyve üreticileri arasında yer alan ve Türkiye’ye bodur fidanları ilk getiren İtalyan Zanzi firmasının Türkiye ortağı Frutaş Tarım. Yılda 1.5 milyon fidan üreten firmanın Adana’nın Abdioğlu beldesinde gerçekleştirdiği bahçe yatırımı 1 milyon doları buldu. Tamamen modern teknolojinin kullanıldığı 170 dekarlık bahçede, Avrupa ve Türkiye’nin en erkenci kayısı, şeftali, nektarin ve eriği ile onlarca yeni çeşidin üretimi yapılacak. Hasat bir yıl sonra başlıyor. Bahçeden, ilk yıl 140 ton, 3-4 yıl sonra ise bin 100 tonluk hasat bekleniyor.
Farklı ekolojilere uyumlu ve dünya pazarlarında yüksek talep gören meyve türlerine ait yaklaşık 900 çeşit fidan ürettiklerine dikkat çeken Taşdurmaz, erkenci üretimi Türkiye’de yaygınlaştırmayı amaçladıklarını söylüyor. Yanlış politikalar nedeniyle çıkmaza giren Türk tarımının yeni alternatiflere yönelmesi gerektiğini belirten Taşdurmaz, "Türkiye meyvecilikte bütün Avrupa’yı doyuracak kapasitede. Ama bu kapasitenin sadece yüzde 2’sini kullanabiliyoruz. Bodur meyvecilik bu tabloyu tamamen değiştirebilir" iddiasında bulunuyor.
Meyve De Modaya Uymalı Taşdurmaz, klasik bahçelerde sınırlı çeşitlikte meyve üretildiğini belirterek, "Moda değişti. Avrupa farklı çeşit meyveler talep ediyor. Türkiye hâlâ starking ve golden gibi klasik elma çeşitleri üretiyor; ama dünya fuji ve gala istiyor. Yeni kurulacak bodur meyve bahçelerinde uluslararası pazarların çeşit talebine yanıt vermeliyiz" diye konuşuyor. Yeni çeşitlerin fiyat avantajı yarattığına da dikkat çeken Taşdurmaz, "Klasik elmanın kilosu 20 Ykr’ye satılamazken, yeni çeşitler en az 60 Ykr’ye alıcı buluyor" açıklamasında bulunuyor.
Dönüm Maliyeti 1.000-4.000 YTL Arası
Bodur meyve bahçelerinin kuruluş maliyeti yetiştirilecek ürüne göre değişiyor. Kayısı, nektarin ve erik çeşitlerinin dönüm maliyeti bin YTL’den başlıyor. Bodur elma ve armut ise 4.000 YTL’ye kadar çıkabiliyor. Aradaki farkın nedeni birim alana daha az fidan dikilmesi. Girişimcilerin karlı bir yatırım için en az 20 dekarlık bir bahçe kurması gerekiyor. Profesyonel üreticiler için bu oran 100 dekarla 1000 dekar arasında değişiyor. Kuruluş maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle küçük ve orta ölçekli işletmelerin bodur meyve üretimine geçiş sıkıntısı yaşadığına işaret eden Frutaş Tarım Genel Müdürü Alper Tunga Taşdurmaz, “Bodur meyvecilik bir milli politika olmalı. Devlet gerekli destek ve planlamaya gitmeli. Böylece hem çiftçi hem de ihracat gelirleri artırılabilir” önerisini getiriyor.
 |