Televizyonun Oyunu PDF Yazdır e-Posta
Süleyman Güven tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 25 Mayıs 2011 17:08

 sgvn

     Süleyman GÜVEN

     REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIÅžMANLIK

 

      

 

 

TELEVİZYONUN OYUNU

 

  Son yıllarda ülkemizde artan dizi ve film furyası insanları oldukça çok etkilemektedir. Aileler birbirinden soyutlanmakta aynı evde yaÅŸamalarına raÄŸmen birbirinden uzak kalmakta buda önce ailenin sonrada toplumun çözülmesine ön ayak olmaktadır. Bende bu durumun psikolojik yanına deÄŸinmek istedim.

Öncelikle bilinç bilinçaltı nedir ve bizi nasıl etkilemektedir.? Bilinç günlük yaşamımızda farkında olduğumuz durum yada davranışlarının farkında olma halidir. Bilinçaltı ise yaşadığımız birçok etkinin bizi bilmeden yönlendirmesidir. Yani Freud un tanımıyla bilinç buzdağının görünen kısmıdır, bilinçaltı ise buzdağının suyun altındaki kısmıdır. Şöyle de düşünebiliriz; bilinç ağacın görünen kısmı bilinçaltı ise kök kısmıdır. Biz ağacın kökünü görmeyiz ama biliriz ki ağaç besinlerini ordan alır yaprakları dallarına o kök şekil verir. Bizim davranışlarımızın da birçoğu bu şekilde oluşmaktadır. Tv de gördüğümüz yada geçmişte yaşadığımız sorunlar bizi bilmeden etkiler.

 

   ÖrneÄŸin; Subliminal reklamcılık denen bilinçaltını hedef alan reklamlar ilk kez 1950'li yıllarda Amerika'da ortaya çıktı. James Vicary adlı reklamcılık uzmanı, sinema salonlarında yaptığı bir deney sonucu patlamış mısır ve kola satışlarının arttığını iddia etti. Bu deneyde film perdede oynarken, anlık görüntüler halinde 'patlamış mısır ye' ve 'Kola iç' sloganları çıkıyordu. Seyirci bu sloganları bilinciyle algılayamadığı halde, bilinçaltına hitap eden bu sloganlar sayesinde Kola satışlarının yüzde 18.1, patlamış mısır satışlarının ise yüzde 57.7 arttığı gözlendi. Bilinçaltı reklamları Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde yasaklandı.

Gözümüzün saniyede 24 kare algılayabiliyor olması 25. kare ise beynimize yazılıyor. İşte bu sistemin adıda 25. Kare Örneğin Siz tvde bir çizgi film izlerken adamlar 25. Kareye "Coca Cola İç" yazısı koyuyorlar ve canınız cola çekmeye başlıyor .yada siz bakkala gittiğinizde hangi kola dediğinde coca cola diyorsunuz. Nedenini bilmiyorsunuz.

 

   Günümüz Türkiye sinde de birçok yayın kuruluÅŸu bu bilinçaltı olayını kurgulamaktadır. Bazı diziler filmler veya haberlerde bu durum kullanılmaktadır. Filmlerde veya dizilerde terör, cinayet, ahlaki konular sanki normalmiÅŸ gibi sunulmakta sonrasında böyle bir olayın olması insanları ÅŸaşırtmamaktadır. Mesela aldatmanın yer aldığı bir diziye birçok kiÅŸi tepki gösterir."izliyorum diye aynısını mı yapacağım der" ama bir süre sonra bunlar bilinçaltına yerleÅŸir ve böyle bir olay karşısında kiÅŸi o iÅŸi yapmayı çokta anormal gibi görmez. Ve toplumsal çöküntüler gerçekleÅŸmeye baÅŸlar boÅŸanmalar üst düzeye çıkabilir. BaÅŸka bir dizide çocuÄŸun veya bireyin biÅŸeylerin üstünü örtmek için yalanı kullanması o diziyi izleyen bireyin ozamana dek kafasında oluÅŸan yalan kötüdür günahtır düşüncesini zamanla ince bir hastalık gibi içine iÅŸlemesine o düşüncenin yok olmasına ve sonuçta yalan söylemeyi normal görmesine yol açar.

 

   Peki ne yapabiliriz saÄŸlam karakterli, özüne, kültürüne, dinine baÄŸlı bir birey yetiÅŸtirdiÄŸimizde bu gibi etkilerin en aza inmesini saÄŸlayabiliriz. Ayrıca toplumsal olarak kültürümüzü yozlaÅŸtıracak yayınların engellenmesini saÄŸlamak için elimizden geleni yapmalıyız. Toplumumuzun ÅŸimdi yaptığı gibi hem böyle yayınları ÅŸikayet edip hem de izlemek, reyting rekorları kırdırmak elimizden gelen deÄŸildir. Özümüzü kültürümüzü kaybetmemiz dileÄŸiyle.


Saygılarımla 

Yorumlar (8)

...
Kapitalist ekonomik sistemler öylede böylede bir yolunu bulup insanları söm ürürler.Sen bilnçlendikçe o da kendine yeni yöntemler icat etmek zorunda. Çünkü hiçbirşey durağan değildir.Herşey gelişmek zorundadır.

ziyaretçi , Ocak 22, 2012
...
ORMANI KORUMAK ANCAK EĞİTİMLE OLUR YOKSA YASAKLA FİLAN DEĞİL BENCE.
ziyaretçi , Ocak 19, 2012
...
Beldemizin ormanını korumanın yollarınıda insanlarımıza anlatmaya gayret göserirseniz çok iyi olur.
ziyaretçi , Kasım 23, 2011
...
Beldemizin bu gibi yazarlara ve de yazılara çok çok ihtiyacı var süleyman hocam,Bugibi yazıların devamını bekliyoruz dikkatlde okuyoruz
ziyaretçi , Kasım 23, 2011
...
Teşekkürler Süleyman bey,
Konu herkesi ilgilendiren bir konu ama toplum kaç kişi bu konu üzerinde kafa yormuştur bilemiyorum. Meseleye sınıfsal açıdan bakarsak, mevcut yönetim sistemi dünyanın her yerinde olduğu gibi kapitalizm. Yönetim şeklimiz, tüm kurumları ile bu sisteme hizmet etmekte, Kapitalizmin yani paranın egemenliğinin hakim olabilmesi için, kültürününde yaşanması gerekiyor. Tabiki üretilen her dizi, film, reklam, ve yahut görsel basındaki romanlar, hikayeler, sistemin özüne ters olamaz. Bu ürünlerin alınıp satılmasından gösterilmesinden elde edilen katma değer, o eserde görev alan kişilerin kazancını oluşturmakta şirketlerin sermayelerini meydana getirmektedir. Hedefiniz ben paraya bakarım gerisi beni ilgilendirmez diye düşünüyorsanız zaten sistemin bir parçası olmuşsunuz demektir. sistem kendi sermayesini yarattığı için için yukarıda yazdığınız gibi toplumsal ahlaki çöküşlerin gelmesi de olağandır. Çünkü üretilen eser topluma ana yapısının korunmasına yönelik değil, toplumu oluşturan bireylerin nefislerine hitap ederek kar sağlanmasını amaçlamaktadır. Bu noktada nefse engel olabilecek tek güç belki dini inançlarımız yada iyi bir eğitim olabilir. İyi bir Eğitim olmasını bu sistem kabul şimdilik kabul etmez. Ne kadar çok eğitimsiz varsa sistemin bataklığı o kadar çok olur. Ama görülüyor ki dini inanç dahi bu nefsin alınıp satılmasına engel olamamaktadır. Dolayısıyla sistemi değiştirmediğiniz yada yıkıcı ektilerini takip etmediğiniz takdirde, kültür alt yapısını ahlak yapısını yıkıcı özelliklerini de peşinen kabul etmiş olursunuz. Sonradan sızlanmanız boşunadır. Kapitalist kültür tüm kurumları ile ayakta iken, ahlak yiyen canavarlar daima iştahlıdır. Her zaman yanınızdadır.
ziyaretçi , Eylül 20, 2011
...
Bizi bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim.
Burak Türker
ziyaretçi , Haziran 24, 2011
...
MEHMET SELÇUKHAN GÜRKAN

Değerli arkadaşım öncelikle yazın için teşekkür ediyorum. bende kendi fikir ve düşüncelermi sunacağım. öncelikle bu yazıda yazılanlara @ oranında katılıyorum. yani sonuç olarak doğru gidilen yol olarak seçim meselesi diye düşünüuorum. daha da açarsak; sonuç olarak toplumu yozlaşmaya ve parçalamaya itiyor ama düşünme araştırma ve eğilimini yönlendirme gücü olan insanoğlunun bu tuzağa düşmek veya düşmemekte kend elinde.yani kısaca eğitim..eğitim..eğitim...amaım kücümsemek yada yüceltmek değil.. en basit örnek sen..! eğitimini aldın gereklii asıflara ulaştın zekanı aklını kullanmayı yeğledin ve eğitimli ve topluma yarar sağlayan birey haline eldin ve gerek araştırdın gerek sende ekledin ve bu zararlı bulguları elde ettin ve bu konuda bilinçlendin. ama eğitim almamış ve ya eğitime sırt çevirmiş insanlara bunu anlatman dahi mümkün değildir. eğitim seviyesi yüksek toplum parçalanması bi o kadar da güçtür.. eğitim seviyesi yüksek refah toplumlar seviyesine eriştiğimiz taktirde bizim toplumumuzu vatanımızı ve illetimi bu gibi basit tehditler etkileyemeyecektir. kalem kılçtan keskindir... (M.KEMAL.ATATÜRK)
ziyaretçi , Mayıs 25, 2011
...
bizi aydınlattınız için teşekküreler süleyman bey.
fth51 , Mayıs 25, 2011

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük

busy
 

Son Haber Yorumları

Dernekçilik
başka konulu başka yazılarını bekliyoruz hakkı bey

Dernekçilik
COK GÜZEL YAZMIŞSIN ELİNE KOLUNA SAĞLIK ABİ... EN GÜZ...

Dernekçilik
27 SENESİNİ VERMİŞ HAKKI BEYE TEŞEKKÜRLER HALKA HİZ...

DP'ye Kılanlı Aday
saygı değer hemşerilerim gurur duymamız gerek böyle bi...

Dernekçilik
çok güzel yazmışınız çok beğendimmm

Arama

Neler Yaşamıştık ?
Kamera IP ayarı bugün (
      Kı
  Elveda Ya Şehr-i Ram

Son Siirler

MEMLEKET
Þiir: ...oku
Bizim Elden Toroslara
Þiir: ...oku
Tırpan Yemiş Cumhuriyet
Þiir: ...oku