|

Süleyman GÜVEN
REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK
Â
Â
Â
TELEVİZYONUN OYUNU
Son yıllarda ülkemizde artan dizi ve film furyası insanları oldukça çok etkilemektedir. Aileler birbirinden soyutlanmakta aynı evde yaşamalarına rağmen birbirinden uzak kalmakta buda önce ailenin sonrada toplumun çözülmesine ön ayak olmaktadır. Bende bu durumun psikolojik yanına değinmek istedim.
Öncelikle bilinç bilinçaltı nedir ve bizi nasıl etkilemektedir.? Bilinç günlük yaşamımızda farkında olduğumuz durum yada davranışlarının farkında olma halidir. Bilinçaltı ise yaşadığımız birçok etkinin bizi bilmeden yönlendirmesidir. Yani Freud un tanımıyla bilinç buzdağının görünen kısmıdır, bilinçaltı ise buzdağının suyun altındaki kısmıdır. Şöyle de düşünebiliriz; bilinç ağacın görünen kısmı bilinçaltı ise kök kısmıdır. Biz ağacın kökünü görmeyiz ama biliriz ki ağaç besinlerini ordan alır yaprakları dallarına o kök şekil verir. Bizim davranışlarımızın da birçoğu bu şekilde oluşmaktadır. Tv de gördüğümüz yada geçmişte yaşadığımız sorunlar bizi bilmeden etkiler.
Â
Örneğin; Subliminal reklamcılık denen bilinçaltını hedef alan reklamlar ilk kez 1950'li yıllarda Amerika'da ortaya çıktı. James Vicary adlı reklamcılık uzmanı, sinema salonlarında yaptığı bir deney sonucu patlamış mısır ve kola satışlarının arttığını iddia etti. Bu deneyde film perdede oynarken, anlık görüntüler halinde 'patlamış mısır ye' ve 'Kola iç' sloganları çıkıyordu. Seyirci bu sloganları bilinciyle algılayamadığı halde, bilinçaltına hitap eden bu sloganlar sayesinde Kola satışlarının yüzde 18.1, patlamış mısır satışlarının ise yüzde 57.7 arttığı gözlendi. Bilinçaltı reklamları Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde yasaklandı.
Gözümüzün saniyede 24 kare algılayabiliyor olması 25. kare ise beynimize yazılıyor. İşte bu sistemin adıda 25. Kare Örneğin Siz tvde bir çizgi film izlerken adamlar 25. Kareye "Coca Cola İç" yazısı koyuyorlar ve canınız cola çekmeye başlıyor .yada siz bakkala gittiğinizde hangi kola dediğinde coca cola diyorsunuz. Nedenini bilmiyorsunuz.
Â
Günümüz Türkiye sinde de birçok yayın kuruluşu bu bilinçaltı olayını kurgulamaktadır. Bazı diziler filmler veya haberlerde bu durum kullanılmaktadır. Filmlerde veya dizilerde terör, cinayet, ahlaki konular sanki normalmiş gibi sunulmakta sonrasında böyle bir olayın olması insanları şaşırtmamaktadır. Mesela aldatmanın yer aldığı bir diziye birçok kişi tepki gösterir."izliyorum diye aynısını mı yapacağım der" ama bir süre sonra bunlar bilinçaltına yerleşir ve böyle bir olay karşısında kişi o işi yapmayı çokta anormal gibi görmez. Ve toplumsal çöküntüler gerçekleşmeye başlar boşanmalar üst düzeye çıkabilir. Başka bir dizide çocuğun veya bireyin bişeylerin üstünü örtmek için yalanı kullanması o diziyi izleyen bireyin ozamana dek kafasında oluşan yalan kötüdür günahtır düşüncesini zamanla ince bir hastalık gibi içine işlemesine o düşüncenin yok olmasına ve sonuçta yalan söylemeyi normal görmesine yol açar.
Â
Peki ne yapabiliriz sağlam karakterli, özüne, kültürüne, dinine bağlı bir birey yetiştirdiğimizde bu gibi etkilerin en aza inmesini sağlayabiliriz. Ayrıca toplumsal olarak kültürümüzü yozlaştıracak yayınların engellenmesini sağlamak için elimizden geleni yapmalıyız. Toplumumuzun şimdi yaptığı gibi hem böyle yayınları şikayet edip hem de izlemek, reyting rekorları kırdırmak elimizden gelen değildir. Özümüzü kültürümüzü kaybetmemiz dileğiyle.
Saygılarımla
 |