|

Mustafa Kemal YALÇINKAYA

ORGANİK VE GDO -2
Bir önceki yazımda "ORGANİK GDO-1" başlığı ile yazmış olduğum yazımda GDO'lu ürünlerin insan sağlığına vermiş olduğu zararlardan ve kasabamda yetişen mahsullerin kesinlikle organik olduğunu tamamen doğal yöntemlerle yetiştirildiğinden bahsetmiştim. Bu yazımda da bu konularla ilgili olarak biraz daha bilimsel açıdan araştırmalar yaparak Organik tarımın nasıl yapılması gerektiği hakkında açıklamalarda bulunacağım. Site sakinlerinin okuyacağını pek zannetmiyorum ama belki merak edipte açanlar için bilgilendirici olabilir.
ORGANİK TARIMIN YAPILIŞI Organik üretimin özelliği, her aşamasının kontrollü olması ve ürünün sertifikalandırılmasıdır. Organik ürünler organik ürün sertifikasına sahip olmalıdırlar. Sertifika Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş bağımsız ve özel kontrol ve sertifikasyon kuruluşları vermektedirler. BAŞVURU Organik tarımın merkezi müteşebbistir. Organik tarım faaliyetinde bulunmak isteyen müteşebbis, kontrol ve sertifikasyon kuruluşuna veya kontrol kuruluşuna aşağıdaki belgeler ile birlikte başvurur. 1) Müteşebbisin adı, adresi, T.C. kimlik numarası ve vergi numarasını içeren kimlik bilgi ve belgeleri, 2) İşletmenin yeri ve konumu, 3) Kadast€ro çalışması tamamlanmış alanlarda tapu kaydı, tamamlanmamış alanlarda se araziye ait kroki, 4) Müracaat edilen arazinin veya arazinin kullanım hakkının kendine ait olduğuna dair bilgi ve belgeler. NEDEN ORGANİK TARIM? Sağlıklı ve uzun yaşamak için doğal gıdaları tüketmemiz gerekiyor. Organik Beslenmek için 10 Neden...
Sağlıklı Organik yiyecekler çok yüksek oranda C vitamini, temel minareller ve kansere karşı antioksidanlar içeriyor. Toprağı yeniliyorKullanılan gübrenin bile çok önemli olduğu, hiçbir kimyasalın kullanılmadığı organik çiftliklerde toprak/bitki/hayvan dengesi bozulmadığı için toprak kendini yenileyebiliyor. KatkısızOrganik tarımda ürünlerin rafta bekleme süresini uzatan tatlandırıcı, renklendirici kimyasallar ve hidrojenize yağlar kesinlikle kullanılmıyor. LezzetliOrganik ürünler toprağın ve yetiştirilen ürünün doğal dengesi gözetildiği için çok daha lezzetli. DoğalOrganik tarımda genetiği üzerinde oynanmış, değiştirilmiş hiçbir tohum kullanılmıyor. Hayvanlara zarar vermiyor Organik yaşam, doğanın çeşitliliğine dayanıyor, organik çiftliklerde hiçbir canlıya zarar verilmediğinden % 44 daha fazla kuş bulunuyor. Yeraltı sularını kirletmiyor Organik tarımda kimyasallar kullanılmadığı için yer altı suları kirlenmiyor. Çiftçileri koruyor Organik tarımda çalışan işçiler, doğal bir ortamı soluduğu için hastalıklarla karşılaşma oranları çok düşük. GüvenliTüm organik çiftlikler hemen her aşamasında profesyonel kurumlarca denetleniyor.
Çevre dostu Organik tarımda, daha az karbondioksit üretildiği, zararlı atık üretilmediği için organik çiftliklerde 5 kat daha fazla yabani bitki barındırıyor. GDO’lu ürünlerin sağlığa zararını kanıtlayan bilimsel deneylere her gün yenisi ekleniyor. GDO’lar bağışıklık sistemini etkiliyor, enfeksiyonlara ve alerjilere yol açıyor. . İttifak yöneticileri, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde yaşayanlara, kanunları hatırlatarak şu uyarıyı yapıyorlar: “Satın aldığınız yiyeceklerin GDO’lu ürün içerip içermediğini anlamak için paket üzerindeki içerik bölümünü dikkatlice okuyun ve bu tür ürün içeren gıda maddelerini satın almayın.” “AVRUPA UYANDI TÜRKİYE DE UYANSIN” Türkiye’deki ve Avrupa’daki insanların, hayvancılık alanında kullanılan yemlerdeki GDO’lu ürünlerin varlığına uyanması gereğidir. Sadece organik olarak beslendiği sertifikaya bağlanmış etin tüketilmesi gerekir. Organik beslenen ve hormonlu iğneye tabi olmamış hayvanların eti ve ürünlerinin tüketilmesi sağlık için çok önemli. Avrupa bu konuda uyandı. Türkiye de uyanmalı. Organik hayvan ürünleri tüketmelisiniz. Avrupa’da sorun yok. Ürünlerin üzerine mutlaka organik olduğu ya da olmadığı belirtiliyor. Satın aldığımız gıdaların, GDO’lu ürünler içerip içermediğini nasıl anlayabiliriz? Avrupalıların sadece paketlerdeki etiketleri okumaları yetiyor. Çünkü bu etiketlerin üzerinde ne kadar genetik değişikliğe uğramış olduklarının gösterilmesi mecburi. Eğer oran, 0.9’un üzerindeyse mutlaka pakette belirtilmesi gerekiyor. Bunun altındaki oran, organik oluyor. Amerika’da bu kadar açık uyarılar yok. GDO’lar mı, hormonlular mı daha zararlı? Bu elmayla armutu mukayese etmek gibi. Tabii ki GDO’lu ürünler daha zararlı. Zaten bazı hormonlar genetik değişime uğradı. Mesela sığırlarda kullanılan büyüme hormonu. Bu hormonu taşıyan sığırı yediğinizde siz de hormonu almış oluyorsunuz. Sığırlar sadece hormon iğneleri almıyor, aynı zamanda genetik değişime uğramış gıda da alıyor. Ve bu sağlığa çok zararlı Sebzeler konusunda durum ne? GDO’yla üretilmiş çok az sebze var. Biyoteknoloji firmaları çok akıllıca davranıyor ve temel yiyecek maddeleri konusundaki faaliyetlerini gizliyor. Özetleyecek olursak, GDO’lu ürünler yüzünden hayat kalitemiz düştü. Çevrenin durumu giderek kötüleşiyor. Daha çok insan genç yaşta hastalanıyor.
BİR FIKRA Trafik polisi Temel'i durdurur; -Efendi, on dakika önce kırmızı ışıkta geçtiniz. -Kim deyi? -Beş kilometre ileride başkomserimiz var, telsizle bildirdi. Temel sinirlenir: -Ula amma boşboğaz başkomiserin varmış ha! -Ağzında pakla ıslanmayi.
Saygılarımla Mustafa Kemal YALÇINKAYA
 |