ORGANİK VE GDO -1 PDF Yazdır e-Posta
M.Kemal Yalçınkaya tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 25 Kasım 2009 15:32

 

Mustafa Kemal YALÇINKAYA

 

 

 

    ORGANİK VE GDO -1


   Bu günlerde Televizyon kanallarının çoÄŸunda hep aynı proÄŸram aldı başını gidiyor. Halkımızın yediÄŸi ürünler Organik mi? yoksa GDO'lumu? Yani "GenetiÄŸi deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ organizmalar" Tüm bunların tartışmaları. İşin garip tarafı Uzmanların bazıları yediÄŸimiz ürünlerin, İnsan saÄŸlığı için illaki Organik olması gerektiÄŸini anlatmaya çalışırken, bazılarıda bu açıklamalarından kendilerine ve bazı holding patronlarına rant saÄŸladığını açık açık belli ederek GDO lu ürünlerin insan saÄŸlığına hiç bir zararı olmadığını, hatta üretici açısındanda çok faydalı bir uygulama olduÄŸunu anlatmaya çalışıyorlar. Anlayacağınız uzman denen bu adamlar "Müslüman mahallesinde salyongoz satıyorlar".

 
  
Halbuki GenetiÄŸi ile oynanan ürünlerin ÅŸekil olarak görüntülerinde, insanı hayrete düşürecek fiziki deÄŸiÅŸimler meydana geldiÄŸini, Uzmanlar televizyonlarda gösterdikleri gibi, bizlerde kasabamızda yetiÅŸen bazı meyve ve sebzelerde görüyorduk. Mesela ikili üçlü birbirlerine yapışık kirazlar, bebekli patatesler, çot çot cevizler, sağından solundan yavrulamış domatesler ve salatalıklar vs. gibi. Halbuki benim halkım GDO nedir bilmez. Ürettiklerini tamamen doÄŸal yöntemlerle yetiÅŸtirmeye çalışır, bunlarıda doÄŸanın bir oyunu olarak bilirdi. Malesef öyle deÄŸilmiÅŸ. Bunlar tamamen genetiÄŸi deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ tohumların bilinmeden bizler tarafındanda kullanılmasıyla meydana gelen saÄŸlıksız ürünlermiÅŸ.  


  Onun içindir ki halkımızın bazıları bunun bilincinde olduklarından yetiÅŸtirecekleri sebzelerin tohumlarınıda kendileri üretmektedirler. İyi de yapıyorlar. Olması gerekende budur. İnÅŸallah tüm üreticilerimiz bu konuda bilinçlenir ve aynı yolu tatbik ederler. Bu vesile ile İsrail, ABD ve buna benzer ülkelerden bize zoraki ithal ettirilip, ülkemizdede birilerinin zengin olmasına sebep olan bu uygulamada yavaÅŸ yavaÅŸ ortadan kalkar. Bizlerde mutfağımıza gelen her meyve ve sebzeleri gönül rahatlığı ie tüketiriz.


  Ey!.. Yalnızca rant peÅŸinde koÅŸturup insan saÄŸlığını hiçe sayan çıkarcılar, Çekin elinizi benim saf ve temiz vatandaÅŸlarımın üretmeye çalıştıkları mahsullerinden. Benim kasabam 1560 m. rakımında Torosların eteklerinde olup yetiÅŸtirdikleri meyve ve sebzelerin Lezzet ve damak tadını Dünyanın hemen hemen hiçbir yerinde bulamazsın. YetiÅŸtirdikleri ürünler,Orta Torosların 2000 küsür rakımından gelen kar suları ile sulanır, besledikleri sığır ve davarların gübreleri ile gıdalarını alırlar.


   Sen hiç benim kasabamdan Çilek alıp yedin mi? Reçelini yaptın mı? Domateslerinden salata yapıp tatdın mı? Salatalığının 10 m. uzaklıktan kokusunu aldın mı? Kirazları boÅŸunamı tamamen ihracat için alıcı buluyor. herhalde tüm bunların bir sebebi olmalı. Neden? Nedeni gayet basit. Bizim ürünlerimiz atalarımızdan beri devam edip gelen doÄŸal yöntemlerle hiç bir kimyasal katkısı olmadan yetiÅŸtirilen ürünlerdir de ondan.
  

  Bu konu ile ilgili olarak İnternette bazı saçma iddialar ve açıklamalara rastladım. Guya Organik ürün yetiÅŸtirmek üreticinin kendi tasarrufunda olmuyor, sözleÅŸmeli ve sertifikalı tarım iÅŸletmaciliÄŸi ehliyetin olması gerekiyormuÅŸ. Yoksa senin hiçbir kimyasal katkılı gübre ve ilaç kullanmadan tamamen doÄŸal olarak veya yeÅŸil gübre, hayvan gübresi kullanarak yetiÅŸtirdiÄŸin yiyecekler organik olmuyormuÅŸ. açıklamalar bu yönde.
 

  AÅŸağıda organik ürün yetiÅŸtirdiÄŸini iddia eden bir çiftçi ile, ürününü kontrola gelen ziraat mühendisinin aralarında geçen konuÅŸma çok ilginç.

   Çiftçi sürekli olarak ürününün organik olduÄŸunu, zaten dağın başında yetiÅŸtiÄŸini, etrafta tarım yapan kimse olmadığını, illa da satın alınmasını söylüyordu. Ziraat mühendisi ise ne kadar anlattıysa da çiftçi direniyordu benimki organik diye.Görüşmeyi bitiren Ziraat mühendisinin ÅŸu cümlesi gerçekten inanılır gibi deÄŸil.
"
Kardeşim ehliyetin yoksa kimse senin araba kullanmana itibar edip işe almaz,önce kursa gideceksin,sınava girip kazanacaksın sonra ehliyet alacaksın, bu da yetmez tecrübe de kazanacaksın.Yoksa şöför möför oldun sayılmaz. Bu da onun gibi, tamam mı?"

(DEVAM EDECEK)


BİR FIKRA
KAYSERILI İLE KARADENIZLI ALISVERİSİ

   Kayserili birgün hayvan pazarına bir öküz almaya gitmiÅŸ. Karadenizlinin birisiyle pazarlığa tutuÅŸmuÅŸ anan aÅŸağı baban yukarı pazarlığı bitirmiÅŸler. Kayserili parayı vermiÅŸ öküzü alıp gitmiÅŸ aradan bir iki saat geçmemiÅŸ bunlar tekrar karşılaÅŸmışlar. Karadenizli kayseriliye, " hani siz kayserililer çok uyanıktınızya ben seni kazıkladım sana sattığım öküzün ayağı topaldı" demiÅŸ. Tabi bizim kayserilide hemen yapıştırmış, o da biÅŸeymi benimde sana verdiÄŸim paralar sahteydi.

Saygılarımla Mustafa Kemal YALÇINKAYA

Yorumlar (0)

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük

busy
Son Güncelleme: Çarşamba, 25 Kasım 2009 15:47
  Video Presenter

Son Haber Yorumları

TOKİ ve Soğuk Hava Deposu
463 unutulmus kod.

TOKİ ve Soğuk Hava Deposu
son yorumu yapan arkadas dogru soyluyon solcular olmasa meml...

Barışma Örneği
Tüm yazılarını takip ediyorum. Çok güzel bir konu. Eli...

TOKİ ve Soğuk Hava Deposu
osman tanyolunun oglu mikail tanyolu koyacak bu secimde kıl...

TOKİ ve Soğuk Hava Deposu
insanları halen kücük görüyorsunuz önce insan olmayı ...

Neler Yaşamıştık ?
     Adana Kılanlılar
  Vatan Sağolsun !  

Son Siirler

bu vatan kimin
Þiir: Bu Vatan Kimin? ...oku
HAn duvarları
Þiir: HAN DUVARLARI -Osmanzade Hamdi Bey'e- ...oku
önyargıyı bırak
Þiir: Önyargıyı bırak sonyargıya bakNiyet okumaya baÅŸlama hemenÖnyargıyı bırak sonyargıya bakÖnüne geleni taÅŸlama hemenÖnyargıy...oku