Sunday, September 5, 2010
Email
AnaSayfam Yap

Site Giriş

Kayıt Ol

E-posta Bülteni

Kılanda ne oluyorsa anında E-postanıza gönderilmesi için "İsim,E-Posta" giriniz.(*Site üyesi olmanız mecburi değildiR.)







ŞİMDİ HASAT ZAMANI-2 PDF Yazdır e-Posta
M.Kemal Yalçınkaya tarafından yazıldı.   
Pazar, 08 Kasım 2009 22:00

 

Mustafa Kemal YALÇINKAYA

 

 

ŞİMDİ HASAT ZAMANI-2


Bu aylarda havaların bu kadar güzel olduğunuda bilmezdim.Ben hep ekim ayında havalar bayağı soğuk olur, pek el ayak oynamaz zannederdim. Geceler biraz soğuyup akşamdan akşama sobalar yansada, gündüzlerin havası anlatılmaz derecede zevkli oluyor. Sıcaklık normal, hafif bir esinti oluyor. Zaten insanı büyüleyen de o esinti. İnsanı üşütmeyen ,vücudunu okşayan bir esinti. Sadece yaz aylarından farklı olarak üzerine süveter veya hırka aldığın zaman durumu idare ediyorsun. Yani üşümüyorsun. Ceket giyenler zaten yaz aylarında da giyiyorlardı. Onlar kendilerini öyle alıştırmışlar.

Tüm bu şartlar içerisinde hasat işleri durmaksızın devam ediyor. Kılanlı olupta bahçesi olan herkesin az veya çok çeşitli türde meyveleri vardır. Elma çeşiti olarak ; Amasya,sıtalking,golden,fuji ve bodur dedikleri yeşil elma vs. Ayrıca armut, ayva ve güz şeftalisi gibi meyveler.Tabii benim kasabamın en verimli ve gerçekten yenecek elması amasyadır.Ama ne yazık ki kirazcılık ziraatı başlayınca herkes tüm elma bahçelerini sökerek kiraz bahçesine çevirdiler. Ancak kendi ailelerinin yiyecekleri kadar. Zaten fazlada olsa piyasası yok. Olsada para etmiyor. Eskiden elma, kayısı, vişne gibi meyveleri Meysu'luk diye ucuz veya pahalı satın alırlardı. Bu yıl oda olmadı malesef.
Herhalde kasabada tahminen yüzden fazla pat pat dediğimiz çapa makinası var. Tabi bu makineler çapada değil tamamen taşımacılıkta kullanılıyor. Hasatın her türlüsü arkasında römorku olan bu makinelerle yapılıyor. Kasabanın içerisinde dolaşırken motorunun sesi insanı rahatsız edecek derecede biraz fazla çıkıyor. Ama olsun onlarda kasabamızın güzelliklerinden,zenginliklerinden, olmazsa olmazlarından. Zaman zaman, bir kaçtanesi peş peşe yol aldıklarında sanki ralliye çıkmış yarışma arabalarını andırıyorlar. Üstelik bu araçlar az yakıt harcıyor ve en gidilmez, ulaşılmaz yerlere rahatlıkla gidebiliyor. Eşek ve at tamamen yok denecek kadar azalmış, oların yerini bu pat patlar almış. Biraz eksozlarından çıkan gaz hava kirliliği yapıyor ama kasabanın rakımının yüksek ve oksijenin fazla olması sebebiyle fazla etkili olmuyor.

Gelelim işin özüne.Aslında beni en fazla etkiliyen hasat olayı, hemen her evin bahçesinde bir ocak yanıyor olması ve her ocakta bir kazan veya leğen. Yoldan geçen kadınlar veya komşusu Ayşe hanım, merakla ocak başındaki Fatma hanıma seslenir.
"Fadime gıız ocaktaki ne"?
Fadime hanım cevap verir. "Kuşburnu marmelatı" kaynatıyorum.Sen ne koşturuyorsun"?
"Bende erik marmelatı yapacağım Eminegilde leğen varmışta onu istemeye gidiyorum".
Ötekisi pekmez, berikisi reçel, bir başkası tarhana yap
mak için koşuşturuyor. Hatta pekmez sucuğu yapanlar bile var.Şu bizim Maraş sucuğu olarak bildiğimiz bol cevizli pekmezli cinsinden. İşte tüm bu görüntüler hem güzel, hemde kasabamızın zengin kültürlerindendir diye düşünüyorum.
Ne yalan söyliyeyim biraz meraktan,birazda sevdiğimiz için olacak bizde o maraş sucuğu ve pestilden yapmayı denedik şöyle bol cevizli.Tarifini almamıza rağmen pek kıvamını tutturamadık. Ama yinede pekmezli ve bol cevizli olduğu için yemesi genede zevkli idi.Eskidende pekmez ve ceviz olmasına rağmen böyle şeyler pek bilinmezdi. Maşallah şimdi kadınlarımızın çoğu okadar çeşitli yiyecekler yapıyorlarki hayran olmamak elde değil.

Bu yıl kasabamızda sulama suyu sıkıntısıda olmayınca eylül ayının başından itibaren sebze ve meyvelerin her çeşidi vardı.Kahvelerin önünde oturup sohbet ederken bir bakıyorsun üretci vatandaşın biri bir sandık yerli dometesle geliyor. Hemde ne domates,hani bizde telafuz edilir.lap lap diye. Bir başkası yerli şeftali diğer kişi ise tatlı kabağı, taze fasulya, salatalık. İnsan hayran kalıyor ve hepsini satın alasın geliyor. Nasıl gelmesin onlar yetiştirilirken kimyasal hiç bir madde kullanılmamış tamamen doğal ve organik olarak yetiştirilmiştir.
İşte kasaba halkımın yetiştirip son güz aylarında yaptıkları hasatlarla ile ilgili olarak tesbitlerim ve gözlemlerim bunlar. Tabiki halkımın uğraş ve çabaları sadece bunlardan ibaret değil. İnanın bu mevsimde görüp hissettiklerimin tamamını yazacak olsam sayfalar yetmez. Her şeyi tadında bırakmak lazım. Allah kısmet ederse gelecek hasat mevsiminde buluşmak üzere hoşça kalın. Saygılarımla.

(BİTTİ)

BİR FIKRA

ÇİFTÇİ

İki tane çiftçi, biri Adanali, diğeri Kayserili.
sohbet ederken, haliyle zenginlikleriyle övünmeye başlamışlar....
Kayserili tarlalarinin çoklu
ğundan işçi yetiştirememekten ürünlerinin her sene telef olmasından şikayet edince, Adanalı hemen atlıyor..
- 'Benim çiftlikte,
arabaya sabah güneş doğmadan biniyoruz akşam oluyor biz hala çiftliğin öteki ucuna yetişemiyoruz çaresiz geri dönüyoruz deyince,
Kayserili de hiç bozuntuya vermeden lafı yap
ıştırıyor:
-'Yahu bizim de vardı öyle bir arabamiz ama geçen sene sattik, illet onlarla yolculuk ya
pmak...



 

Saygılarımla Mustafa Kemal YALÇINKAYA


Yorumlar (2)Add Comment
GÜZEL YAZI
yazar M . AKPINAR, Kasım 09, 2009
EVET KEMEL ABİ BAHSETTİĞİN OLAYLERI EVVELKİ HAFTA GİTTİĞİMDE GÖZLERİMLE GÖRDÜM OLAYLARI GÖRÜNTÜYÜ O KADAR EKSİKSİZ ANLATMIŞSINKİ SANKİ HAFIZAMDA TEKRAR CANLANDILAR O BAHSETTİĞİN MARAŞ SUCUĞUNDAN BİZİM KAYNANADA BAYAĞI YAPMIŞ AMA MARAŞ DEĞİL CEVİZLİ PEKMEZ SUCUĞU OLMUŞ DEDİĞİN GİBİ CEVİZLİ OLUNCA YİNEDE LOKUM GİBİ GİDİYOR smilies/smiley.gif)
Adanalı
yazar ADANALI, Kasım 09, 2009
Çok güzel, Köyümüzün sonbahar ile yaz arası yaşamına biraz uzağız, Malüm bu mevsimde Okullar açılıyor, bir yerlere gidip gelmek problem. Ancak, çok merak ediyordum acaba bu günlerde nasıl olur kasaba, Siz çok yaşamdan biraz kesit sunmuşunuz. Kasaba insanın neyle meşgül olduğu hakında ben çok beğendim ve özlem duydum. Şehirlerde yaşamak, Eğitim, Sağlık, Aktüalite açısından avantajlı, dezavantajları da var. Ancak hani bir söz var ya "Su Gibi Olacaksın" işte köyde yaşamak zorluklarına rağmen böyle bir şey zannedersem. Dedikodulara, Cehalete kulak tıkarsan köyde yaşayacaksın sonuçta, şehrin en maksimum olaylarından sınıf farkı nedeniyle faydalanamıyorsun öyle birisin her kes her şey birbirine yabancı. var olma savaşı veriyorsun, kasabada öyle değil düşman seni sen düşmanı ve dostunu tanıyorsun herkesin kartı aynı, Birde sevilen biriysen bu doğa harikasında yaşamak, yaşamaktır bence...

Tekrar teşekkür ederim.

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
Son Güncelleme: Pazar, 08 Kasım 2009 22:05
 
Copyright © 2010. Kılan Yaylası. Designed by fizikopat