|

Â
Mustafa Kemal YALÇINKAYA

Â
Â
ŞİMDİ HASAT ZAMANI-1
Yazıma başlamadan önce sitemizde köşe yazarlığına ilk adımını atan Ali Bilgi'yi tebrik eder başarılar dilerim. 30-35 yıldır ilk defa bu yıl ekim ayının sonuna kadar kasabamda yaz tatili yaptım. Tabiki bu aylarda kasabamda mevsim nasıldır. Hep merak etmişimdir. Bu güne kadar sadece uzaklardan duyuyor ve hissediyordum. Neyse şükürler olsun ki Allah'ıma bugünleride görmek varmış. Bu vesile ile merak etmiş olduğum bu mevsimde kasabamda olup bitenleri gözlerimle bizzat görüp yazabilecektim.
Eylül ayının yarısında kasabanın yerlisi olupda, okulda okuyan çocukları olan (daha öncede bizim ailemizde olduğu gibi) ve kasabamız dışında ikamet etmekte olan aileler,(Adana,izmir,Niğde,istanbul,İçel vs.gibi illerde) bu ayda kasabayı terk edip gidiyorlar bu ayları göremiyorlardı. İşin ilginç yanı Kılanlı olmayan yaylacılar bu aylarda kasabada kalmaya devam ediyorlar. Adamlar almışlar yaylanın tadını.Meğer bu ayda kasabamız öylesine sessiz öylesine sakin biraz da hüzünlü oluyor ki, ayrı bir dünyada imişsin gibi geliyor insana.Tabiki güzel ve otantik yanı dahada ağır basıyor.
Temmuz ayındaki kiraz ve kayısı hasatından sonra en renkli ve çeşitli meyve,sebze hasatı, genel olarak bu aylar (Eylül-ekim) içerisinde yapılmaktadır. Zaten benide, eylül ve ekim ayında olgunlaşıp yapılan hasat ve bununla ilgili yapılan tatlı koşuşturmalar ilgilendirmektedir. İşin en sağlıklı yönüde artık bu aylarda organik meyve, sebze tahıl ürünleri ve yiyeceklerin bol oluşudur. Artık yerli domatesler, taze ayşekadın fasulye şu çiftehan dedikleri. Peşinden nohut,salatalık,acur,yeşil biber. Artık ne Çukurova nede Ereğli sebzelerine ihtiyaç var. İnanırmısınız gözümle görmesem inanmakta tereddüt geçirirdim. Artık bizdede karnıbahar, brokoli ve lahana gibi kış sebzeleride yetişiyor. Hatta ve hatta orta Amerika, Birezilya ve Afrika kökenli bir Tropikal meyvesi olan "PAPİLA" bile yetiştirmişler. Bu meyve Çarşımızda satıldı ben de tane hesabı alıp yedim.Bu meyvenin insan sağlığına ne gibi yararları vardır diye merak edip internetten şöyle bir baktım;
"Papila bitkisi, vücuttaki tansiyon ve şekeri düzenliyor. Üzerindeki ince kabuğu elma gibi soyularak yeniyor. Ve yan etkisi de kesinlikle yok. Papila bitkisinin aynı zamanda turşusu ve reçeli de yapılıyor. İnsan sağlığına tamamen iyi konumda etkisi olan bir meyve." Bu meyveyi yetiştiren şahıslar benim bildiğim kadarıyla kasabamız halkından Hacı Erbaş ve Bekir Sayar. Yani artık kasabamızda yok yok. Yurdum insanlarını biraz olsun bu konularda bayağı bilinçlenmiş olarak gördüm. Kendi kendime şöyle yorum yaptım. Bu halk çalışkan ve istekli yeterki fırsat verilsin şartları yerine getirilsin. Mesela sebzecilkte en önemli şart su; Oda göletlerin yapılması ile % 90 çözümlenmiş durumda.
Benim gözlemlerime göre hasatı en zevkli ve ilginç gelenlerden biri ceviz oldu. ceviz deyip geçme bu yılın hemen hemen en gözde ve en verimli meyvelerindendi. Öyle bir an geldiki, her evin önünden veya bahçelerden sabah akşam, bir bateristin davuluna vuruşu gibi ahenkli ahenkli sırık sesleri gelmeye başlıyordu. bu uğraş 2-3 hafta devam etti.Kahvelerde kiraz hasatında olduğu gibi şimdide ceviz muhabbeti yapılıyordu. Bayanlarda oduğu gibi erkeklerinde elleri ceviz kavlatmadan dolayı, düğün veya bayram günlerinde Kına yakmış gibi boyalı boyalı idi. Ceviz hasatından sonra ilginç gelen meyvelerden biriside tamamen doğal ortamda yetişen kuşburnu; Hiçbir tohuma ve fidana gerek kalmadan tamamen doğal olarak bahçe harımlarında ve yol kenarlarında yetişmektedir. Bu aylardada kırmızılaşır ve toplama zamanıdır. Her gün belediye hopörlerinden ilan edilmektedir.Kuşburnunun kilosu 2.tl. Tabi bunu duyan dul kadınlar, genç kızlar hatta erkekler bile var. Poşet ve kovaları alan kuşburnu toplamaya gidiyorlardı. Ben Soğanlık mevkiindeki bahçemden tarafa bir yol boyu yapayım dedim, sanki nostalji yaşıyordum. O eski bağ bozumları aklıma geldi. Harımlardaki her kuşburnu fidanında ya bir kadın veya bir kız çocuğu aman Tanrım ne güzel bir görüntü idi. Neden olmasın bir kişi akşama kadar en az 20-30 kilo toplasa 50-60 tl. para eder. Toplanan kuşburnuları sadece satmak için değil, kendilerine marmelat yapmak ve kışın soğuk günlerde, soğuk algınlıklarına çok iyi geldiği bilindiği için çay gibi kaynatılıp içmek için kurutmalık olarakta kullanıyorlardı.
Daha ilginç ve çok hoşunuza gidecek hasat zamanından bahsetmeye devam edeceğim beni izleyin. Saygılarımla. - DEVAM EDECEK-
BİR FIKRA
KAYSERİLİ
Kayserili Ali'ye babası, hayat dersi veriyormuş:
"Oğlum senden ne kadar isterlerse istesinler hiçbir zaman bir şeyin fiyatının yarısından fazlasını verme."
Bu nasihatı hiç unutmayan Ali birgün terziye takım elbise diktirmiş. Sonundada borcum nedir diye sormuş. Terzi cevap vermiş:
"6 milyon."
"Mümkün değil 3 milyondan bir kuruş fazla vermem." deyince
Terzi:
"Olmaz abicim hiç olmazsa 4 milyon ver."
"Mümkün değil ancak 2 milyon veririm."
Terzi artık " Lanet olsun tamam 2 milyon demiş."
Bu sefer Kayserili " 1 milyondan faza vermem deyince"
Terzi artık sinirden köpürmüş ve "al elbiseyi defol para falan istemiyorum" demiş.
Kayserili:
"Bir takım elbise daha dikmezsen şurdan şuraya gitmem."
Â
Saygılarımla Mustafa Kemal YALÇINKAYA
 |