|

Mustafa Kemal YALÇINKAYA Düğün Sonrası Sevgili hemşerilerim, Son iki haftadır yazilarımda bir aksama olduğunun farkındasınız elbette. Bütün bu aksamanın sebebi, oğlum Ahmet Yalçınkaya'nın izdivacı nedeni ile oldu. Mayıs ayının 16 sında İstanbul'da 23 ündede Adana'da düğün merasimi vardı. Neyseki hayırlısı ile kazasız belasız bu merasim sonuçlandı. Onlar erdi muradına. Cenabı Allah muratlarını daim eylesin. Darısı tüm bekarlara olsun. Ayrıca Adana'da ki düğünümüze, hem kılanda hemde adanada yaşayan hemşerilerimizden ulaşabildiklerimizi davet etmeye çalıştık. Allah eşe dosta zeval vermesin. Davete icabet eden de oldu, etmeyende. Edenlerdende Allah razı olsun etmeyenlerdende. Böyle günler, bir anne ve baba için mutluluk veren bir olaydır. Anne baba olan her aile bunun ne demek olduğunu iyi bilir. Tabiki düğün günü kasabamızda ayrıca cenazemizde vardı. Zeynep Usluer teyzemiz Hakkın Rahmetine kavuşmuş ve tüm yakınlarının acılarını tazelemiştir. Tazelemiştir diyorum. Zira bir süre öncede yine Usluer'lerden Fadimana ablamız vefat etmişti. Her ikisinede Allah'tan rahmet, geri kalan tüm ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Şimdi merak ediyorsunuzdur. Kemal abimiz bu yazısında neler anlatacak, neler açıklayacak diye. Bu günkü köşemde öyle ilginç açıklamalarda bulunmıyacağım. Tabiki ilerideki haftalarda ne yazacağımı biliyorum. Yalnız sayın okuyucularımdan bir ricam olacak. Bu ricamı bir anket olarakta kabul edebilirsiniz. Köşe yazılarımda genellikle hangi konulara değinmemi istiyorsanız, lütfen yorumlarınızda belirtirseniz hem bana bir yol göstermiş olursunuz hemde sizlerle daha güzel bir iletişim kurmuş oluruz. Önerilerinizi bekliyorum. Fikirler, düşünceler, bilgiler paylaştıkça değer kazanır. Yoksa sen tek başına cevher olsan, dünyayı kafayın içerisine yerleştirsende başkaları ile paylaşıp onu dışarıya çıkarmadıkça hiç bir anlam taşımaz. Bu günkü yazımı bir hikaye ile bitireceğim. Saygılarımla. BİR HİKAYE Her yıl yapılan en iyi buğday yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı sorulduğunda, Çiftçi: -Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor diye cevap verir. -Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle yapıyorsunuz diye sorulduğunda, -Neden olmasın, dedi çiftçi. -Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdayımdan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımında iyi buğday yetiştirmesine sebeb olur. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor. Ders: Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Kin, cimrilik, nefret kimsenin hoşlanacağı davranışlar değildir.
 |