Yitirilen Değerlerimiz - 3 PDF Yazdır e-Posta
Mesut Dündar tarafından yazıldı.   
Salı, 10 Mart 2009 01:05

  Mesut Dündar

  Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir                         

 

       

 

 

  Yitirilen Değerlerimiz - 3

 

 

Sevgili Hemşerilerim;

 Yitirilen Değerlerimiz olarak başlattığımız konuya kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu hafta gıcırgan, karasaban, giyecek yıkama ve kızaktan bahsedeceğim.

 1. Gıcırgan

  Yol veya boş bir arsa kazılarak ucu kesilmiş ağaç oraya dikilir. Dibi küçük taşlarla sıkıştırılarak sabitlenir. Daha uzunca bir ağaç düzgünce kesilip ortasından delik açılarak dikilen ağaç üzerine kapatılır. İki ucuna birer kişi binerek hem döner hem de aşağı yukarı kalkar inerler. Ses yapması için alttaki ağacın başına kömür sürülür. Zaten gıcırgan sözcüğünün bu çıkan ses nedeniyle verildiği sanılmaktadır. 

 2. Karasaban

 Tarım ve toprak işleri insanlığın var oluş süreciyle birlikte gelişerek olagelmiştir. Geleneksel toplum İsa’dan Önce 6000 de karasabanın bulunuşuyla başlar. Karasaban toprağın altını üstüne getirmek için yapılmış, genellikle sert iki ağacın birleşmesinden oluşur. Ağacın sivri olan yerine takılan özel yapılmış   saban demiri denen parçayla toprağın aktarılması sağlanır. İkinci parçanın ucuna boyunduruk denilen sabanı çekecek hayvanların bağlanacağı bir düzenek takılır. Uzunca oku, okun ucunda gevelesi, gevelenin arkasından öküz veya manda derisinden yapılmış kayışla boyunduruğa bağlanan öküzler, arkada boyunluk dediğimiz meşeden yapıla tutulan ve demir takılan bölümü, ucun gerisinde boyunlukla oku bağlayan ağaç.  Hayvan gücü kullanılarak yapılan tarım, başka bir deyişle karasaban devrimi, insanın tükettiğinden fazla üretmesine neden olmuştur. Bu durum toplumun yeniden organizasyonu ile sonuçlanmış ve devlet kurumu doğmuştur. Ancak 10. yüzyılda karasabanı kullanan Avrupalı köylü bir yıl çalışarak ürettiği 300 kilo ürünü, bu kez 6 ayda üretmeye başladı,

geriye kalan süre içinde yaptığı fazladan üretimi ise ticaret yapmak için kullandı.

1927 yılında çiftçi ailesinden yüzde 70  inin sadece karasaban ile toprağı sürdüğü ortaya çıkmıştır. Toynbee “ Köylülerin kullandıkları tarım yöntemleri tarihin alaca karanlığındakinden ayrı karasaban, hala en gözde tarım aracıydı” demiştir. Karasabanla ilgili şöyle bir öykü anlatılır:

 Bir  adam sabah çift sürmek üzere hazırlanır. Tohumunu eşeğe, yükler azığını alır. Öküzlerini önüne katar. Tarlaya çift sürmeye gider. İki üç evlek sürer son evleğin yarısına gelince sabanın toprağı aktarmadığını görür. Çeker sabanı bakar ki saban demiri kırılmış. Sürdüğü çizileri takip ederek kırılan demiri bulur.  Kırılan iki demir parçasını orada toprakla kardığı çamurla yapıştırır. Bir çizi çıkmadan bakar ki saban demiri kırılmış. Demiri çıkarır bakar ve derki şu Allah ın işine bak yine aynı yerden kırılmış der ve hayretini belirtir.

Karasaban çizgiyi geniş açsın diye okla buylunun bağlı olduğu bölüme kuşburnu çalısı takılır. İşte böyle bir çalıyı uzun otlar takılmış alıvereyim diye öküzlerin arkasından tuttuğumda elimin yarı çamurlu kanlar içinde kaldığını gördüm.Çok acımasına karşın babamdan gizledim.Bilse neden tuttun diye azarlayacaktı. Bende o azarı göze alamazdım.

Boyunduruk karasaban veya pulluğu çekmek için kullanılan hayvanların boynuna takılan ağaçtan yapılmış bir araçtır. İki ağaç ince demir veya sert ağaç parçalarıyla birbirine tutturulmuş uçları hayvanların boynu girecek kadar açık bırakılmış kaçmamaları içinde zelve denen demir veya ağaç parçalarının girebileceği delikler hazırlanmış bir araçtır. Boyunduruğun alt ucunda meşeden yapılma kapak dediğimiz delikli düzenek vardır.ağlantıyı zelveler yapar.

İşte şimdi anı özelliğinde bazı işyerlerinde gördüğümüz karasabanın bizim bildiğimiz geçmişi.Nerelerden nerelere? 

 3. Giyecek Yıkama

  Çamaşır makineleri yokken veya daha evlerimize girmemişken çamaşırlarımız öz kenarlarında çeşmelerde yıkanırdı. Çamaşırdan birgün önce birkaç kadın birlikte veya evlerinden bir erkekle kadınlar say bastırılıp gelinir, yarın çamaşır kazanının altında yakılacak meşe odunlarını hazırlayıp sırtlarına sarınarak çamaşır yunacak yere getirirlerdi. İzinsiz çalıları korucular yakaladığında tahraları ve çalı iplerini alır, ayrıca ceza yazdırırlardı. Çamaşır günü sabah erkenden yorgan çarşafları sökülür, yatak çarşafları çıkarıldıktan sonra temiz çamaşırlar kazanın içine, çıkmışlarda ayrıca çarşafa doldurulur sırtta veya eşekle götürülürdü. Özellikle  yarbunarının kenarındaki öz’de ve aşağı mahalledeki Kara Ahmet'in köprüsünün yanında baş kazan yerini kapabilmek için erken davranılırdı. Hem de temiz suyun çıktığı kaynağa çok yakındı. Çamaşıra evin tüm kadınları ve kızları ile ergenliğe ulaşmamış erkek çocukları giderdi Sabunu tutumlu kullanmak, az sabunla çok çamaşır yıkamak övünülecek ustalıktı. Sabuna destek olsun diye kil ile önceden ıslatılarak hazırlanmış olan meşe külü suyu kullanılırdı. Çamaşırlar soğuk su ile bir kat yıkandıktan sonra yığılan giyecekler sabun, kil ve sıcak suyla ağartma işleminden bir kat daha soğuk suda sıkılır, sonra ocaklara vurulan kazanların sularına kil katılıp çıkmışlar içinde kaynatılırdı. Çıkarıldıktan sonra sabun sürülerek giyecek taşlarında sürtülerek yıkanırdı. Sonrada   durulanıp taşların üstüne, çalıların üstüne veya otların üstüne serilerek kurumaya bırakılırdı. Giyeceğini bitirenler kazanlarını devirdikten sonra iyice yurlar(yıkarlar) ve yeniden su doldururlardı. Bu sular kaynayasıya kadar oymak kurularak hazır azıklarla yemek yenirdi. Yendikten sonra çocuklardan ve yaşlılardan başlayarak çamaşırda bulunanları giyecek taşlarına oturtarak yurlardı. Yıkanan yaşlılar yemek hazırlığı için veya üşümemesi için eve yollanır, çocuklar taş kuytularına yatırılırdı. Çamaşırlar toplanıp evlere dönülürdü. Bu işlerde yardımlaşma çok olurdu.

 4. Kızak

  Başta kurtuluş savaşımız olmak üzere bir dönemin en gözde ve en önemli ulaşım aracı kızaklarımız. Tüm komşu evlerde iki öküz tarafından çekilen kızaklar vardı. Bazen bu kızağa doluşur tarlaya çifte, tırpana , harmana gidilirdi. Çoğu zamanda harmana biçilmiş veya yolunmuş ekin taşınırdı. Yol boyunca çocuk bağrışmaları ve kızak sesinden oluşan bir koro bizlere eşlik ederdi. Hiç duymamış olanlara bu müzikli inilti sesini anlatmak olanaksız. Özellikle sabah erken saatlerde yada akşam geç vakitlerde daha iyi duyulan bu ses insanı etkilemektedir. Tekerlekler döndükçe iki ahşabın birbirine sürtünmesi sonucu oluşan bu gıcırtılı sesin daha iyi çıkması için kaymak, yoğurt veya sabunun eritilmesiyle oluşan özel sıvı sabunluk dediğimiz öküz boynuzu kabının içine ucu çaputlu değnek biçiminde gereçle sürülür.Bu hem ses çıkarması hemde sürtünmeden dolayı yanıp kırılmaması içindir. Hatta bazı yörelerde kızağı iyi ötmeyenin horlandığı bile söylenir. Köyün yaşlıları ise daha kızak görülmeden uzaklardan gelen sesinden kimin kızağı olduğunu hemen söyleyiverirler. Kızağının en önemli özelliği iki öküz tarafından çekilmesi ve tamamen ahşaptan yapılmasıdır. Ağzının iki ucuna takılan tümü tahta olan bu tekerler çamur tutmaması için genelde çam ağacından yapılıp, aşınmaması içinde etrafına 2 cm eninde demir çember geçirilir. Öküzler arasından geçen uzun bir üçgen şeklindeki "ok" ana yapıyı oluşturur. Bu okun ucuna boyunduruk bindirilir. Uzun bir tahtadan oluşan boyunduruğun iki tarafındaki üstü çam, altı meşeden yapılmış bölümleri "zelve" lerle birbirine kayışla da öküzlerin boynuna bağlanır. Kızağın üçgen şeklindeki oklarının her bir parçasına kravat, uçtaki meşeden yapılmış boyundurukla kayışı tutan yuvarlak ağaçlara gevele, öküz veya manda derisinden yapılmış kayış, kravatların altında yine çamdan yapılmış buylular, onun altında da iki tekeri birbirine bağlayan meşeden yapılmış eysen ve eyseni iki tarafından kavrayan azılarda meşeden olurdu. Normal zamanlarda iki tarafına ağaçtan yapılmış kanatlar sokulurdu. Ekin getirme zamanı meşeden yapılmış delece vurulurdu. Ekin taşımak için dağlardaki tarlalara akşamdan gidilip orada yatılarak şafakla birlikte ekin sarılıp yollara düşülürdü. Doğrudan çiftçilikle uğraşmayan komşuların ekinleri veya güzel çiçekli sonrada güzel samanı olan efekleri her sabah bir komşunun olmak üzere toptan kızaklar toplanarak getirilirdi. Bu kadar anlatımdan sonra Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın güzel şiirini de burada hatırlatmak gerekir.

 

Not: Gelecek haftaki yitirilen değerlerimiz konu başlıklı yazımda şunları ele alacağım; El Değirmenleri, soku ve kerpiç hakkında yazacağım. Sağlıcakla kalın.

 

Saygılarımla Mesut Dündar

Yorumlar (5)

ADMIN?
Admin sorun halloldu diyorsun ama yine giremiyoruz yitirelen degerlerimiz serisinin 1. ve 2. serisini giremiyoruz? daha iyisi icin calismak lazim. basarilar
463 , Mart 13, 2009
...
diğer yazılar sorunu halloldu galiba smilies/cool.gif
admin , Mart 12, 2009
...
Yitirilen degerlerimiz adli olum gercekten cok guzel acilayici sekilde yazilmis yani ugrasilmis TESEKKURLER
AnaDolu FirTinaSi , Mart 11, 2009
oncekinler nerde?
unutulanlar seri guzel olmus ama onceki serileri nasil okuyacagiz.? suan itibari ile 3.seri yazilmis gozukuyor, ben birinci ve ikinci seriyi nasil okuyacagim. sayin adimistrator? 463
463 , Mart 11, 2009
...
MESUT BEY Yitirilen değerlerimiz konulu yazınızı ilgiyle takip ediyorum. çok güzel araştırıp açıklamışsın.Çok genç olmaqna rağmen bu yitirilen değerleri görmüş yaşamış gibi anlatmışsın.tebrik ediyorum.
mustafakemal , Mart 10, 2009

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük

busy
Son Güncelleme: Perşembe, 19 Mart 2009 01:07
  Video Presenter

Son Haber Yorumları

ÇEK bir düğün Hüseyin & M...
helal abime yakışır

TOKİ ve Soğuk Hava Deposu
muttalib misin mutsalakmisin kimsin goster solcular 80 yildi...

TOKİ ve Soğuk Hava Deposu
Solcular hiçbir zaman israil borazanciliğı ve amerkan uş...

TOKİ ve Soğuk Hava Deposu
463 unutulmus kod.

TOKİ ve Soğuk Hava Deposu
son yorumu yapan arkadas dogru soyluyon solcular olmasa meml...

Neler Yaşamıştık ?
      Geçenlerde b
Biz birkaç kişiyiz birbir
    Kılan'dan Haber  

Son Siirler

bu vatan kimin
iir: Bu Vatan Kimin? ...oku
HAn duvarları
iir: HAN DUVARLARI -Osmanzade Hamdi Bey'e- ...oku
önyargıyı bırak
iir: Önyargıyı bırak sonyargıya bakNiyet okumaya başlama hemenÖnyargıyı bırak sonyargıya bakÖnüne geleni taşlama hemenÖnyargıy...oku