PDF Yazdır e-Posta
Mesut Dündar tarafından yazıldı.   
Salı, 10 Şubat 2009 19:11

  Mesut Dündar

  Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleÅŸtirilmelidir                         

 

       

 

 

 

 Yitirilen DeÄŸerlerimiz - 2

 

 

  Sevgili HemÅŸerilerim;

 Yitirilen DeÄŸerlerimiz olarak baÅŸlattığımız konuya kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu hafta ki yazımda eskiden oynanan oyunlardan bahsedeceÄŸim.

 1. DokuztaÅŸ Oyunu

  İç içe üç kare çizildikten sonra ortalarından birleÅŸtirilince oyun tablomuz yapılmış olur. Her iki oyuncunun dokuzar taşı olur. Sırayla kesiÅŸim yerlerine birer taÅŸ koyarlar. Buna taÅŸ düşme denir. Kural düşme sırasında üçleme yapılmaz. Zaten birbirinin üçlemesini engelleyecek biçimde düşmeye çaba  gösterilir. Düşme iÅŸlemi bitince ilk düşenden baÅŸlayarak sırayla birer taÅŸ oynar. Üç yapan kiÅŸi arkadaşının taşından kendi oyununa en zarar verecek taşı yerinden alır. Buna taÅŸ yeme denir. Oyun sürerken taÅŸ sayısı üçün altına inen oyunu yitirmiÅŸ sayılır. Bu oyunda baÅŸtan konuÅŸulmamışsa iki taraftan biri yenilgiyi kabul edinceye kadar sürer. Kendi oyunun yönetme ve arkadaşının ataklarını boÅŸa çıkarma uÄŸraşısı yönüyle satranç oyunuyla benzerliÄŸi vardır. Bu oyunda geçmiÅŸte kalan oyunlarımız içinde yerini almıştır.

 2. BeÅŸtaÅŸ Oyunu

Beş yuvarlanmış taşla oynanır. Kızların çok oynadığı bir oyun türüdür. Üzeri
pürüzsüz kaygan çay taşları tercih edilir. Oyuna başlayacak oyuncu
sayışmayla saptanır. Eline aldığı beş taşı elini yana çekerek dağıtır. Bir taşı eline alarak onu havaya atarken ötekini yerden
diğerini de düşürmeden alır. Yerdeki taşları bu şekilde düşürmeden alırsa
öteki aşamaya geçilir. Birincideki gibi taşlar yayılır.
Elindekini yukarı atarken yerdekileri ikişer ikişer iki defada alır. Üçüncüden sonra üçünü bir defada kalan biri alır. Dördüncüde taşın birisinihavaya atıp dördünü yere bırakırken attığı taşı tutar. Sonra onlar avucunun
içindeyken birisini havaya atıp işaret parmağıyla toz siler gibi yere
dokundurduktan sonra, attığı taşı tutar. Beşincide taşların uygun
yerine sol elinin başparmağı ile orta parmağını köprü yapar. İşaret
parmağını orta parmağın üzerine bindirir. Uygun bir taşı sağ eline alıp onu
yukarı atıp aşağıdaki taşlardan birini köprüden sağ el parmaklarıyla
dokunarak öbür tarafa geçirip attığı taşı yeniden tutmak zorundadır. Bunu
oynarken takılan oyun sırasını arkadaşına verir. Bu aşamaları bitiren oyunu
kazanmış olur.
 

 3. ÜçtaÅŸ Oyunu

 TebeÅŸir, kiremit kırığı, odun kömürü parçası veya pil kömürü ile yanda görülen ÅŸekil düzgün bir yüzeye çizilir. İki kiÅŸiyle oyun oynanır. Oyuncular üç tane birbirine benzer araç edinirler. Bu onların oyun taÅŸlarıdır. KesiÅŸme noktalarına birer birer taÅŸlar sırayla konur. Buna taÅŸ düşme denir. TaÅŸlar karşılıklı düşülürken üçleme yapılmaz.  Düşme iÅŸlemi bitince atlamadan bir kesiÅŸme noktasından ötekine sıra atlamadan çapraz gitmeden çizgi boyu ileri geri, saÄŸa sola oynanabilir. TaÅŸların üçü de aynı doÄŸru üzerine getirildiÄŸinde üçlenmiÅŸ olur. Üçleyen oyunun bu aÅŸamasını kazanmış demektir. Kaç sayıda çıkılacağı konuÅŸulur. Belirlenen sayı kadar kazanan oyununu tümünü kazanmış olur. Oyun yerinin bolluÄŸu ve kısa sürede oynanabilirliÄŸinden dolayı çok sık oynanan oyunların başında gelmektedir.

 

 4. Çelik (Met)

Kış mevsimi oyunlarının olmazsa olmaz denilen oyunlarının başında gelir.Üç çeşittir.Yer çeliği,emenli çelik ve şeker çeliği.
Yer çeliğinde sağlam ve kalın bir değnek hazırlanır. Bu genellikle söğüt veya çam ağacından olurdu. Çelik on beş santimetre kadar uygun kalınlıktaki meşe ağacından bir tarafı alttan üste, diğer yanı üstten alta doğru birer santimetrelik altmış derecelik açıyla kesilerek hazırlanırdı. Yere bir doğru çizgi çizilir ve çelik bu çizgiyi ortalayacak biçimde konurdu. Elimizdeki değnekle çeliğin ucuna vurulur havalanınca uygun ortam olunca ortasına vurularak ileriye gitmesi sağlanırdı. Zaten çeliğin meşeden yapılmasının nedeni her defa vurulduğundan dayanıklı olmasının istenmesiydi. Değnek çizginin üstüne yatırılırdı. Yelekçi ya da yelen dediğimiz kişi çeliğin düştüğü yerden değneğe çeliği atardı. Eğer çeliği değneğe vurursa yelekçi değişirdi. Çeliğin başındaki çeliği yerden kaldıramazsa buna birin salık denirdi. Düzeltme yapmadan ikinci kez denerdi. Olmazsa buna ikin salık denirdi. Üçün salıkta da vuramazsa oyunda çelme hakkı öbür oyuncuya geçerdi. Oyun hareketli olsun diye çelinen çelik yere düşmeden kapılırsa değneğe atmadan yelekçi değişirdi. Oyunda kapmanlı olup olmayacağı başlamadan önce kararlaştırılırdı. Oyun iki kişiyle oynandığı gibi iki küme yapılarak yeteri kadar kişiyle de oynanabilirdi. Düşünce ve uygulamanın eş güdümü açısından güzel bir oyundu. Arada çeliğin veya değneğin yol açtığı ufak tefek oyun yaralanmalarını saymazsak.
Emenni(emenli) çelik oyununun çeliği söğüt veya kavaktan iki ucu düzgün kesilmiş biçimde olurdu. İki-iki buçuk metre yarıçapında bir yuvarlak çizilir. Merkeze de çeliği çeleceğimiz yönde beş santimetre kadar uzunlukta emen kazılırdı. Değneğin bir ucu emenin içine sokulur ve çelikte emenin üstüne yerleştirilirdi. Değnek bastırılarak yukarı doğru kaldırılırken çelik gidebildiği kadar ileriye fırlatılırdı. Bunda çeliğin emene konuşu değneğin yerleştirilişi ve itilişi çeliğin ileri gidiş hızını etkilerdi. Asıl ustalıkta bu ayrıntılardaydı sanırım. Yelekçi çocuk çeliği düştüğü yerden alıp çizilmiş yuvarlağın içine atmaya çalışırken çelen çocukta yuvarlağa sokmamak için elindeki değnekle atılan çeliğe vurup çizgi içine düşürmemeye çalışırdı. Yelekçi ulaştıramazsa veya çelen vurarak çizgiden uzağa düşürürse çizgiden başlayarak değneğin boyuyla arayı sayarak ölçerdi. Bu sayının üstüne değnekle çeliğin altına vurarak saydığını ekler bu bir seferde alınan sayı olurdu. Değneğin altta çeliğin üstte vurulup saydırılmasına tıktık denirdi. Üçten çok tıktık vuran bütün oyuncular tarafından alkışla ödüllendirilirdi. Tıktık oyuna kimin başlayacağının bilinmesi içinde başvurulan bir yöntemdi. Çok vuran oyuna başlamayı hak ederdi. Çelik çelinip yelen tarafından atılınca yuvarlak çizgisine değiyorsa buna fos denirdi. Fos olunca aynı elde değnek elin ayasında, çelikte önde başparmakla orta parmak arasında tutulurken dikçe yukarıya atılıp yere düşmeden vurularak çelinmesi gerekirdi. Bu işlem üçüncü salıkta da vurulamazsa yelek değiştirilirdi. Bu çelik oyununda da yer çeliğindeki gibi kapmanlının yanı sıra uzunca bir değnekle çelinen çeliğe havadayken vurulabilirse yelekçi el değiştirebilirdi. Bunada çarpmanlı denirdi. Sayı temeline dayanan bu oyunda hangi sayıya varınca çıkılacağı oyunun başında kararlaştırılırdı. Ulaşılan sayının unutulmaması oyun kadar önemliydi. Sayısını yanlış anımsayan veya sayarken yanlış sayana; ceza verildiğinde kazandığı sayılar gider yeniden birden başlamak zorunda kalırdı. Bu yüzden iki tarafta hem kendi sayısını hem de arkadaşının sayısını aklında tutmak zorundaydı. Oyunun en güzel yanı neymiş biliyor musunuz? Çocuklar daha okula başlamadan sayı sayma bilgi ve becerisini kazanmış olurlardı. Öteki yararlarını hiç saymasak bile.
Şeker çeliği en zor çelik oyunuydu. Emenli çelikteki gibi yuvarlak oluşturulup yuvarlağın merkezine bir değnek dik olarak dikilirdi. Çelik bu değneğin üst kısmına ortalayacak biçimde yerleştirildikten sonra elimizdeki değnekle çeliğin arka alt bölümünden vurularak ileriye gitmesi sağlanırdı. Kapmanlı ve çarpmanlı durumu, çeliğin yuvarlağın içine atılışı, sayma ve tıktık işlemleri emenli çelikteki gibiydi. Çelik fos gelirse değnek havaya kaldırılıp bükülen ayak arasından uzatılır. Öteki eldeki çelik değneğin üzerine doğru getirilip yukarıya doğru vurulur. Hemen değnek ayak arasından çıkarılıp yere düşmeden çeliğe vurulup ileri gitmesi sağlanırdı. Çelik yere değmişse vurulsa bile sayılmaz, yer
  kırağısını aldı denirdi. Üçüncü elde de vurulamazsa yelekçi deÄŸiÅŸirdi. İşte sayma, kas ve beyin kontrolü, yarışma duygusu vb. iÅŸleri içinde toplayan bir oyun.

 5. Kibrit Kutusuyla ÇavuÅŸ-Vali oyunu

  Oyunun araçları içi dolu kibrit kutusu ile bir köşesi düğümlenmiÅŸ havludur. İstenildiÄŸi kadar oyuncuyla oynanabilme özelliÄŸi vardır. Kibritleri içinde barındıran iç kutunun dıştan görünen iki yüzü vali, kutunun kibriti yakmaya yarayan kahverengi yüzleri çavuÅŸ, resimli yüzleri çiftçi ve resimsiz yüzey sopadır. Oyuncular kibrit kutusunu eline alarak en az bir takla atacak biçimde yuvarlar. Vali getirtip oyunun valisi belirleninceye kadar atış sürer. Daha sonra çavuÅŸ belirlemesi için atış sürer. ÇavuÅŸ olan ucu düğümlü havluyu eline alır. Artık atışlarda daha özen gösterilmeye çalışılır. Çiftçi tarafını getiren sırasını kendinden sonraya gelene devreder. Sopa tarafını getirtirse vali kaç sopa(havlu) vurulacağını emreder. ÇavuÅŸ Valinin kararını uygulayarak sopa getirenin avuçlarına sayarak vurur. Oyun uzadıkça roller deÄŸiÅŸir. Arada kızılarak arada neÅŸelenerek oyun sürüp gider.

Not: Gelecek haftaki yitirilen değerlerimiz konu başlıklı yazımda şunları ele alacağım; Gıcırgan, Karasaban, Giyecek Yıkama ve Kızak hakkında yazacağım. Sağlıcakla kalın.

 


Saygılarımla Mesut Dündar

Yorumlar (2)

sözde kılanlı
kılanın sorunları lafınan olmaz cözülmez kılanlı olmak fedakarlık ister lafa geldimi ağzınızı doldurup konuşuyorsunuz kılan için çok küçük fedakrlık yapmıyorsunuz seçime geldimi koşuyorsunuz meh var nufusa geldimi vay ben memurdum vaybenim çocugum okula gidiyordu vay bunun cezası vardı lafı doldura koyyorsunuz nufusu kılanda olmayanlar essah kılanlı değil
ESSAH GILANLI (DOĞŞAN DEĞİL!) , Ağustos 08, 2009
galliz, cigirik, dutmaç (Yakalamaç) ayakdaşı,
selamaliyküm değerli yazar. bu yeniyolunda başarılar dilerim. yukarda bahsettiğim oyunlardanda bahsesdersen sevinirim. ayrıca kasabamızda kullanılan şiveyi kullanırsan dahamı güzel olur acaba derim. esenkal
çeleñlerin ucu , Mart 13, 2009

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük

busy
Son Güncelleme: Perşembe, 10 Aralık 2009 23:58
  Video Presenter

Son Haber Yorumları

ÇEK bir düğün Hüseyin & M...
helal abime yakışır

TOKİ ve Soğuk Hava Deposu
muttalib misin mutsalakmisin kimsin goster solcular 80 yildi...

TOKİ ve Soğuk Hava Deposu
Solcular hiçbir zaman israil borazanciliğı ve amerkan uş...

TOKİ ve Soğuk Hava Deposu
463 unutulmus kod.

TOKİ ve Soğuk Hava Deposu
son yorumu yapan arkadas dogru soyluyon solcular olmasa meml...

Neler Yaşamıştık ?
Kasabamıza bu kış sezo
      Geçenlerde b
Kılan'dan çıkıp bugün

Son Siirler

bu vatan kimin
Þiir: Bu Vatan Kimin? ...oku
HAn duvarları
Þiir: HAN DUVARLARI -Osmanzade Hamdi Bey'e- ...oku
önyargıyı bırak
Þiir: Önyargıyı bırak sonyargıya bakNiyet okumaya baÅŸlama hemenÖnyargıyı bırak sonyargıya bakÖnüne geleni taÅŸlama hemenÖnyargıy...oku